Herediter Anjiyoödem’de Tanı Süreci

Anjiyoödem öykülerinin büyük bir çoğunluğu Herediter Anjiyoödem olmak zorunda değildir çünkü şişlik, ataklarının çoğu tipik olarak alerjik reaksiyonlara karşı ya da C1-İnhibitör eksikliği dışındaki başka bir sebepten kaynaklanabilir. Kan örneklerinin laboratuvar analizleri ya da genetik analiz, Herediter Anjiyoödem tanısının doğru bir şekilde verilmesi için gereklidir. Doğru tanıyı sağlayabilecek iki tür kan testi vardır:

  1. C1-İnhibitör Sayımı (Quantitative) (Antigenetic)
  2. C1-İnhibitör Fonksiyonu (Functional)

Bu hastalığın en yaygın formu olan “Tip 1”, C1-İnhibitör sayımının düşük çıkmasıyla belirlenir ve yaklaşık olarak hastaların %85’i bu tipi taşımaktadır. “Tip 2” olarak adlandırılan hasta grubu ise paydanın diğer %15’lik kısmını oluşturur. Bu hastalarda C1-İnhibitör seviyesi normal olabilir ya da Tip 1’e nazaran daha düşüktür ancak ayıran faktör ise proteinin doğru bir şekilde çalışmamasıdır yani fonksiyon bozukluğu mevcuttur.

Bazı araştırmaların gösterdiğine göre yine kalıtımsal olarak geçen “Normal C1-İnhibitör seviyesiyle Herediter Anjiyoödem” olarak adlandırılan yeni bir hasta grubu mevcuttur. Ancak hastalığın yeni bulunan bu formu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Kadınlardaki ataklar doğumla veya doğum kontrol haplarıyla ilişkilidir. Ancak hastalığı taşıyan erkeklerde tanı almışlardır. Bazı araştırmacılar bunun sebebinin hastalarda kanın pıhtılaşmasını sağlayan Faktör XII geninde ki bir mutasyonun bu ataklara sebep olabileceğine inanıyorlar.

Herediter Anjiyoödem atakları hangi yaşta başlıyor?

Herediter Anjiyoödem’in başlama yaşı oldukça değişiyor ancak yapılan bir araştırmaya göre hastaların yarısı belirtilerin yedi yaşlarında başladığını ve üçte ikisi de belirtilerin 13 yaşlarında ilerlediğini söylüyor. Ayrıca atakların sıklığı ve şiddeti de ergenlik ve gençlik yıllarında artış gösteriyor.

Herediter Anjiyoödem nasıl tedavi edilebilir?

Bugüne kadar Herediter Anjiyoödem ataklarından yakınan kişiler için ne bir kesin tedavi ne de bu atakları tamamen engelleyebilecek tedavi konsepti bulunamadı.

Daha fazlası ise bugün bile hala pek çok ülkede Herediter Anjiyoödem hastaları için mevcut bir akut atak tedavisi yoktur. Bu yüzden hekimler hastalarına kısa ve uzun süreli profilaksi tedavilerini sağlarken, androjenler (örneğin Danasin, Winstrol, Anapolon) ve bazı durumlarda ise transemik asit (örneğin Trancamine, Cyklokapron) ile kısıtlı kalmak durumda olabiliyorlar.

Alerjik Anjiyoödem’in aksine Herediter Anjiyoödem atakları anti-histaminik, corticosteroid ya da epinefrin gibi ilaçlara yanıt vermiyor. Günümüzdeki Herediter Anjiyoödem tedavileri daha çok hızlıca rahatlama sağlayacak veya çok sık atak geçiren hastaların atak sıklıklarını düşürecek veya dental ya da cerrahi operasyonların sebep olabileceği atakları durdurtmaya yönelik tedavilere odaklanıyor.

Akut-Atak Tedavisi

Akut tedavinin amacı ödemin ilerlemesini durdurtmak ve belirtilerin gerilemesi sağlamaktır. Bu tedavi özellikle larinksi etkileyen tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanabilecek olan öykülerde uygulanır. Önerilen akut atak tedavisi her ilacın her ülkede izni olmadığı için ülkeden ülkeye değişebilmektedir. Bu durumlarda akut tedavi daha özelleştirilmiş olmayan transemik asit veya sadece ağrı kesici gibi ilaçlarla kısıtlanmış olabilmektedir..

Uygun olan ülkelerde ise Icatibant veya C1-inhibitör konsantresi akut-atakların tedavisinde kullanılabilir. Icatibant bir sağlık personeli tarafından subkutan olarak deri altına enjekte edilmelidir. C1-inhibitör konsantresi ise damar yolundan direkt enjekte edilmelidir.

Uzun-dönem profilaksi, hayat kalitesi açıkça düşmüş olan hastalarda kullanılan bir tedavi şeklidir. Bu hastaların hikâyelerinde ataklar ayda birden fazladır veya Larinks ödemi geçirmiş ya da geçirme oranı yüksek risk grubundadırlar.

Uzun-dönem profilaksi ağırlıklı olarak ve sentetik olarak erkeklik hormonu olan testosterondan üretilmiş azaltışmış androjenleri içerir. Bu ilaçlar atak sıklığını düşürebilir, ancak bu ilaçların sebep olduğu ağır yan etkiler yüzünden sadece çok sık/şiddetli atak geçiren hastalarda kullanılabilir.

Bazı ülkelerde ise transemik asit veya aminokaproik asit gibi antifibrinoltik ilaçlar, androjenlere bir alternatif olarak kullanılmaktadır.

Kısa-dönem Profilaksi

Kısa dönem profilaksi genellikle cerrahi veya dental girişimlerden önce uygulanır. C1-inhibitör konsantresinin bulunduğu ülkelerde, ilaç damar yolu ile 1-1:30 saat önceden verilerek uygulanır. Diğer tüm Avrupa ülkelerinde bu tip girişimlerden önce yüksek dozda androjen tedavisi beş ile yedi gün öncesinden başlanır.

Akut Atakların Tedavisi

Herediter Anjiyoödem’de görülen Anjiyoödem, diğer formları olabilen Ürtiker veya Anjiyoödem gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan antihistaminler, epinefrine ve kortikostreoid gibi ilaçlara cevap vermez. Özellikle Epinefrine’nin şişlikler üzerinde geçici bir etkisi olsa da atakların seyrini değiştirmede hiç etkili bir çözüm değildir.

Solunum yolunun açık kalmasını sağlamak Larinks atağı geçiren hastalarda kesin önceliktir. Eğer solunum yolu tehdit altındaysa, deneyimli bir hekim hastanın boğazını kanül ile delerek açmalıdır. Buna ek olarak acil trakeostomi için yeterli ve hazır olmalıdır. Sindirim sisteminde gerçekleşen (Gastrointestinal) ataklar dayanılmaz bir acı, sık kusma ve ani tansiyon düşmesine sebep olacağı için tedavi kaybolan sıvının tekrar sağlanmasını ve acının kontrol altına alınmasını da içermelidir. Uzman hekimler bu durumların kontrolünde kullanılabilecek Zofran, Compazine ve Phenergan gibi ishal ve kusmayı etkili olarak durdurabilecek ilaçların olduğunu, morfin veya diğer uyuşturucu ilaçların atak sebepli karın ağrılarını azaltmada etkili olabileceğini bildiriyorlar. Bazı hekimler akut atak tedavisinde taze donmuş plazma kullanıyorlar ancak bu yaklaşım taze donmuş plazmanın atağı daha çok alevlendirebileceği için hala tartışmaya açık olarak görülüyor.