Tanı ve Tedavi2018-11-12T00:09:55+00:00

Herediter Anjiyoödem’de Tanı Süreci

Anjiyoödem öykülerinin büyük bir çoğunluğu Herediter Anjiyoödem olmak zorunda değildir. Ödem ataklarının çoğu tipik olarak alerjik reaksiyonlara karşı ya da C1-İnhibitör eksikliği dışındaki başka bir sebepten kaynaklanabilir. Herediter Anjiyoödem tanısının doğru bir şekilde konabilmesi için kan testleri ya da genetik analiz şarttır. Doğru tanıyı sağlayabilecek üç tür kan testi vardır:

  1. C1-İnhibitör İnhibitör Seviyesi (quantitative/antigenic)
  2. C1-İnhibitör Fonksiyonu (Functional)
  3. C4-Seviyesi

Herediter Anjiyoödem tedavisi olan nadir bir hastalıktır. Uygun ilaçlar kullanıldığı sürece HAÖ hastaları yaşam kalitelerini koruyabilir ve günlük hayatlarına devam edebilirler. HAÖ hastalarında en çok dikkat edilmesi gereken atak ise ölümcül olan larinks ataklarıdır ve bu ataklar en kısa sürede tedavi edilmelidir!

Bu hastalığın en yaygın formu olan “Tip 1”, C1-İnhibitör seviyesinin düşük çıkmasıyla belirlenir ve yaklaşık olarak hastaların %85’i Tip 1 hastadır. “Tip 2” olarak adlandırılan hasta grubu ise paydanın diğer %15’lik kısmını oluşturur. Bu hastalarda C1-İnhibitör seviyesi normal olabilir ya da Tip 1’e nazaran daha düşüktür ancak ayıran faktör ise proteinin doğru bir şekilde çalışmamasıdır yani fonksiyon bozukluğu mevcuttur.

Bazı araştırmaların gösterdiğine göre yine kalıtımsal olarak geçen “Normal C1-İnhibitör seviyesiyle Herediter Anjiyoödem” olarak adlandırılan yeni bir hasta grubu  (eski adıyla Tip 3) mevcuttur. Ancak hastalığın yeni bulunan bu formu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Kadınlardaki ataklar doğumla veya doğum kontrol haplarıyla ilişkilidir. Ancak tanı almış erkek hastalarda mevcuttur. Bazı araştırmacılar bunun sebebinin hastalarda kanın pıhtılaşmasını sağlayan Faktör XII genindeki bir mutasyonun bu ataklara sebep olabileceğine inanıyorlar.

Herediter Anjiyoödem atakları hangi yaşta başlıyor?

Herediter Anjiyoödem’in başlama yaşı oldukça değişkenlik gösteriyor. Ancak yapılan bir araştırmaya göre hastaların yarısı belirtilerin yedi yaşlarında başladığını ve üçte ikisi de belirtilerin 13 yaşlarında ilerlediğini söylüyor. Ayrıca atakların sıklığı ve şiddeti de ergenlik ve gençlik yıllarında artış gösteriyor.

haö c1 inhibitör testi
haö ilaç tedavi

Herediter Anjiyoödem nasıl tedavi edilebilir?

Bugüne kadar Herediter Anjiyoödem ataklarından yakınan kişiler için ne bir kesin tedavi ne de bu atakları tamamen engelleyebilecek tedavi konsepti bulunamadı.

Hatta günümüzde hala pek çok ülkede Herediter Anjiyoödem hastaları için mevcut bir akut atak tedavisi yoktur. Bu yüzden hekimler hastalarına kısa ve uzun süreli profilaksi tedavilerini sağlarken, androjenler (örneğin Danasin, Winstrol, Anapolon) ve bazı durumlarda ise transemik asit (örneğin Trancamine, Cyklokapron) ile kısıtlı kalabiliyorlar.

Alerjik Anjiyoödem’in aksine Herediter Anjiyoödem atakları anti-histaminik, corticosteroid ya da epinefrin gibi ilaçlara yanıt vermez. Günümüzdeki Herediter Anjiyoödem tedavileri daha çok hızlıca rahatlama sağlayacak, çok sık atak geçiren hastaların atak sıklıklarını düşürecek, dental ya da cerrahi operasyonların sebep olabileceği atakları durdurtmaya yönelik tedavilere odaklanıyor.

Akut-Atak Tedavisi

Akut tedavinin amacı ödemin ilerlemesini durdurmak ve belirtilerin gerilemesi sağlamaktır. Bu tedavi özellikle larinksi etkileyen tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanabilecek olan öykülerde uygulanır. Önerilen akut atak tedavisi her ilacın her ülkede izni olmadığı için ülkeden ülkeye değişebilmektedir. Bu durumlarda akut tedavi daha özelleştirilmiş olmayan transemik asit veya sadece ağrı kesici gibi ilaçlarla kısıtlanmış olabilmektedir..

Uygun olan ülkelerde ise Icatibant veya C1-inhibitör konsantresi akut-atakların tedavisinde kullanılabilir. Icatibant subkutan olarak deri altına enjekte edilmelidir. C1-inhibitör konsantresi ise damar yolundan direkt enjekte edilmelidir. Bu ilaçları eğitim verildikten sonra hastalar kendileri uygulayabilirler. Hastanın kendini iyi hissetmemesi durumunda ise en yakın sağlık kuruluşuna başvurup ilgili sağlık personellerinden destek alması gereklidir.

Uzun-dönem profilaksi, hayat kalitesi açıkça düşmüş olan hastalarda kullanılan bir tedavi şeklidir. Bu hastaların hikâyelerinde ataklar ayda birden fazladır veya Larinks ödemi geçirmiş ya da geçirme oranı yüksek risk grubundadırlar.

Uzun-dönem profilaksi ağırlıklı olarak ve sentetik olarak erkeklik hormonu olan testosterondan üretilmiş azaltışmış androjenleri içerir. Bu ilaçlar atak sıklığını düşürebilir, ancak bu ilaçların sebep olduğu ağır yan etkiler yüzünden sadece çok sık/şiddetli atak geçiren hastalarda kullanılabilir.

Bazı ülkelerde ise transemik asit veya aminokaproik asit gibi antifibrinoltik ilaçlar, androjenlere bir alternatif olarak kullanılmaktadır.

Kısa-dönem Profilaksi

Kısa dönem profilaksi genellikle cerrahi veya dental girişimlerden önce uygulanır. C1-inhibitör konsantresinin bulunduğu ülkelerde, ilaç damar yolu ile 1-1:30 saat önceden verilerek uygulanır. Uygun tedavinin bulunmadığı ülkelerde ise bu tip girişimlerden önce yüksek dozda androjen tedavisine beş ile yedi gün öncesinden başlanır.

Tedavi hakkında ek notlar

Herediter Anjiyoödem’de görülen Anjiyoödem, diğer formları olabilen Ürtiker veya Alerjik Anjiyoödem gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan antihistaminikler, epinefrine ve kortikostreoid gibi ilaçlara cevap vermez. Özellikle Epinefrine’nin şişlikler üzerinde geçici bir etkisi olsa da atakların seyrini değiştirmede hiç etkili bir çözüm değildir.

Solunum yolunun açık kalmasını sağlamak Larinks atağı geçiren hastalarda kesin önceliktir. Eğer solunum yolu tehdit altındaysa, deneyimli bir hekim hastanın boğazını kanül ile delerek açmalıdır. Buna ek olarak acil trakeostomi için hazır olmalıdır.

Sindirim sisteminde gerçekleşen (Gastrointestinal) ataklar dayanılmaz bir acı, sık kusma ve ani tansiyon düşmesine sebep olacağı için tedavi kaybolan sıvının tekrar sağlanmasını ve acının kontrol altına alınmasını da içermelidir. Uzman hekimler bu durumların kontrolünde kullanılabilecek Zofran, Compazine ve Phenergan gibi ishal ve kusmayı etkili olarak durdurabilecek ilaçların olduğunu, morfin veya diğer uyuşturucu ilaçların atak sebepli karın ağrılarını azaltmada etkili olabilir.

Bazı hekimler akut atak tedavisinde taze donmuş plazma kullanıyorlar ancak bu yaklaşım taze donmuş plazmanın atağı daha çok alevlendirebileceği için hala tartışmaya açık olarak görülüyor.